Arşiv

Arşiv geçmiş zaman

Anne eli değmiş gibi…

hani bir reklam vardı, dış ses şöyle diyordu: “Anne eli değmiş gibi…”
bizim bir arkadaş, reklamdakine benzer bir ortamda bahsi geçen ürünü yemiş ve gayet içten bir sesle: “hassiktir lan” demişti.
en son ne zaman ütü yaptım diye düşündüm de. sanırım ecevit’in cenazesine gitmeye niyetlendiğimde. epey olmuş.

Bizim için fener’e de k.o.

3 gündür kafamın içinde şu şarkı var:
Pesindeyiz
Sonra maçtan arda kalan; “Söyle Volkan söyle n’oldu, eski sevgiline lincoln mü koydu?”
Şimdi burada aman ne kadar da ayıp, eski sevgilisinin ne suçu vardır, volkan’a da ayıp değil mi, küfür etmek yakşıyor mu gibi konulara girmeyeceğim.
asıl mesele volkan’ın hak ettiği cezanın yine kendisi tarafından dün geceki maçta kesilmiş olmasıdır. [...]

Ne de çabuk geçiyor günler?

ne de çabuk geçiyor günler, diye başlık atacaktım, ne de çabuk geçiyor ölümler yazmışım. neden çabuk geçiyor ölümler?
son günlerde sıkça rüyamda dedemi görüyorum. günlük, sıradan olaylar… dedem bana sahanda yumurta yapmış, dedem bana türk kahvesi yapmış, dedem bana bir saat nasıl sökülür onu anlatıyor… hızla geçiyor rüyalar ama ben bu kısacık zaman içerisinde dedem yaşarken [...]

yurt.

Haydarpaşa Lisesi Öğrenci Yurdu’ndan bir fotoğraf.
Büyük ihtimalle lise 2. sınıftayım.
Kadro; Porti Tuna(kapağı açan), Nimsi Cihan(ortada), İsmailov(Ayakta) ve ben.
Anlamak zor tabii yurtta kalmayan için; damacanayla suya sahip olmanın ayrıcalığını, o saatte pijama altında botlarla gezmenin zorluğunu, yattığın yere ayakkabı ile girmenin ve ayakkabıları orda çıkarmanın absürdlüğünü ve bir damacanayı dört kişi zorla açabilmenin mutluluğunu…